個人檔案]|I{•------» SAYFAMA HOŞ...相片部落格清單 工具 說明

My Custom Part

尚未新增內容。

]|I{•------» SAYFAMA HOŞGELDİNİZ «------•}I|

+●¨^¨●+ คşк özlє๓ คאгเlเк.๓เzคђ שє єğlєภςє +●¨^¨●+ ®

ωєℓ¢σмє

 aşk

       
 aşk

                             aşk                aşk          aşk      

                                 


 aşk



 aşk

 aşk

ηє мυтℓυ тüякüм ∂ιуєηє

 ne mutlu türk'üm diyene

                                   



 

                          İSTİKLAL MARŞI
KORKMA, SÖNMEZ BU ŞAFAKLARDA YÜZEN AL SANCAK;
SÖNMEDEN YURDUMUN ÜSTÜNDE TÜTEN EN SON OCAK.
O BENİM MİLLETİMİN YILDIZIDIR,PARLAYACAK;
O BENİMDİR, O BENİM MİLLETİMİNDİR ANCAK.

ÇATMA,KURBAN OLAYIM, ÇEHRENİ EY NAZLI HİLAL!
KAHRAMAN IRKIMA BİR GÜL! NE BU ŞİDDET BU CELAL?
SANA OLMAZ DÖKÜLEN KANLARIMIZ SONRA HELAL...
HAKKIDIR, HAKK'A TAPAN, MİLLETİMİNDİR İSTİKLAL!


BEN EZELDEN BERİDİR HÜR YAŞADIM, HÜR YAŞARIM.
HANGİ ÇILDIN BANA ZİNCİR VURACAKMIŞ? ŞAŞARIM!
KÜKREMİŞ SEL GİBİYİM, BENDİMİ ÇİĞNER, AŞARIM.
YIRTARIM DAĞLARI, ENGİNLERE SIĞMAM, TAŞARIM


GARBIN AFAKINI SARMIŞSA ÇELİK ZIRHLI DUVAR,
BENİM İMAN DOLU GÖĞSÜM GİBİ SERHADDİM VAR,
ULUSUN,KORKMA! NASIL BÖYLE BİR İMANI BOĞAR,
"MEDENİYET!" DEDİĞİN TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR?


ARKADAŞ! YURDUMA ALÇAKLARI UĞRATMA,SAKIN.
SİPER ET GÖVDENİ, DURSUN BU HAYASIZCA AKIN.
DOĞACAKTIR SANA VA'DETTİĞİ GÜNLER HAKK'IN...
KİM BİLİR, BELKİ YARIN, BELKİ YARINDAN DA YAKIN.

BASTIĞIN YERLERİ "TOPRAK!" DİYEREK GEÇME, TANI:
DÜŞÜN ALTINDAKİ BİNLERCE KEFENSİZ YATANI.
SEN ŞEHİT OĞLUSUN,İNCİTME,YAZIKTIR ATANI:
VERME, DÜNYALARI ALSAN DA BU CENNET VATANI
.

KİM BU CENNET VATANIN UĞRUNA OLMAZ Kİ FEDA?
ŞÜHEDA FIŞKIRACAK TOPRAĞI SIKSAN, ŞÜHEDA!
CANI,CANANI, BÜTÜN VARIMI ALSIN DA HUDA!
ETMESİN TEK VATANIMDAN BENİ DÜNYADA CÜDA.


RUHUMUN SENDEN, İLAHİ,ŞUDUR ANCAK EMELİ:
DEĞMESİN MABEDİMİN GÖĞSÜNE NAMAHREM ELİ.
BU EZANLAR-Kİ ŞAHADETLERİ DİNİN TEMELİ-
EBEDİ YURDUMUN ÜSTÜNDE BENİM İNLEMELİ.

O ZAMAN VECD İLE BİN SECDE EDER -VARSA-TAŞIM,
HER CERİHAMDAN, İLAHİ, BOŞANIP KANLI YAŞIM
FIŞKIRIR RUH-I MÜCERRED GİBİ YERDEN NA'ŞIM;
O ZAMAN YÜKSELEREK ARŞA DEĞER BELKİ BAŞIM


DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLAL!
OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ HELAL.
EBEDİYEN SANA YOK, IRKIMA YOK İZMİHLAL:
HAKKIDIR, HÜR YAŞAMIŞ, BAYRAĞIMIN HÜRRİYET;
HAKKIDIR, HAKK'A TAPAN, MİLLETİMİN İSTİKLAL!


                                               MEHMET AKİF ERSOY


ÇANAKKALE ŞEHİDLERİNE

Şu boğaz harbi nedir, var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların, yükleniyor dördü beşi

Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...
O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,

Yaralanmış tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.


««------คşк------»»

 aşk

                       

  AŞK?
  Aşk; yalnız bir operadır kış güneşinde dinlenen.
  Aşk; bazen bir zaman hatasıdır.
  Aşk; bazen kavuşamamak, adını karalamaktır kağıtlara. Uzun bir suskunluktur ya da    durmadan ondan konuşmaktır.
  Aşk; bir filmin, bir karesinde takılıp kalmak... Bazen tuhaf bir cesaretle meydan okumaktır.        Aşk; bazen nedenini bilmediğiniz bir duraksamadır.
  Aşk; bir harabenin ortasında birşey bulup da ne yapacağını bilemeyen iki savaş çocuğu gibi  kalmaktır. Eylül'ün toparlanıp gitmesini izlemektir. Bir bakış bile anlatmaya yeterken herşeyi kalbinizi dolduran duyguların kalbinizde kalmasıdır.
 Aşk; canınızla beslemektir hüznün kuşlarını.
 Aşk; vazgeçmektir gözlerinden. Geceleri ansızın nedensiz uyanmaktır uykularından, usul usul ağlamaktır.
  Aşk; birgün anahtarın ters döneceğine inanıp ışığa kavuşmayı özlemektir. Aşk; buralardan öylece çekip gitmek ve sonunda kendine bir gül vermektir. Acını içine alıp, göz damlalarını tutup, güçlü olmaya çalışmaktır


 aşk

                                               


3 YILLIK AŞK
    GÜZEL BİR İLÇEDE YENİ SERPİLMEKTE OLAN GÜZEL Bİ GENÇ KIZ VARMIŞ.VE ; AYLARDIR       DİKKATİNİÇEKEN ,GÖZLERİNİ BİR TÜRLÜ ALIKOYAMADIĞI AŞKI.ARADAN UZUN YILLAR GEÇER  ARTIK KIZIN İÇİNDEKİ.ATEŞ CANINI YAKAR OLMUŞ.KİMSELERE AÇAMAZMIŞ SEVGİSİNİ.AYNI ZAMANDA EN YAKIN ARKADAŞI DA SEVERMİŞ ONU. BUNU HER FIRSATTA ANLATIRMIŞ.KIZSA SEVGİSİNİ İÇİNDE HER GEÇEN GÜN BESLER BÜYÜTÜRMÜŞ.TAKİ İÇİNE SIĞAMAZ HALE GELENE KADAR.VE BİRGÜN ÇOCUK FARK EDER.BU KIZDA KİM DER TANIŞMA ORTAMI AYARLAR.KIZIN NUMARASINI BULUR. VE BİR GÜN... BEKLENEN AN İÇİNDE BÜYÜTTÜĞÜ SEVGİ ARTIK KARŞILIKSIZ DEĞİLDİ.ARTIK SAKLAMIYORDU AŞKINI.İÇİNDE KOPAN SESSİZ FIRTINALAR DURULUYOR.GÖNÜL GEMİSİ DEMİR ATIYORDU.KIZA AÇILDI.3 GÜN SONRA DELİKANLININ DOĞUM GÜNÜ KIZ CEVABI O ZAMAN VERMEK İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİ.BU ONA DOĞUM GÜNÜ HEDİYESİYDİ.AMA DELİKANLI O GÜN TRAFİK KAZASI GEÇİRİR.VE DOĞUM GÜNÜNDE ÖLÜR.SEVDİĞİ PERİŞANDIR. HERKESE DUA ETMESİ İÇİN YALVARIR.NAFİLE OLAN OLDU DELİKANLI VEFAT ETTİ.GENÇ KIZ BİR KEZ SEVDİĞİNİ İTİRAF EDEMEDEN DELİKANLIYA BİR KEZ DOKUNAMADAN ONA OLAN AŞKINI İÇİNE GÖMMÜŞ.VE OGÜN KENDİ KENDİNE SÖZ VERMİŞ OĞLUMUN ADI MELİH DEMİŞ...


 aşk

                                                                  


VAZGEÇTİM

Kaç gece yatağımda uykusuz,Bir oyana bir buyana dönüp Duymak için sesini.Kaç kere Ellerim uzandı telefona.Aşkı oyun bilirdin, sen, aklıma geldi.Vazgeçtim gezip durdum perişan halde,Kah sahillerde,kah cadde boylarında.Hayal kurup sen diye. Ağaçlara dağlara taşlara sarıldım.Elleri güldürecektim halime,İhanetin aklıma geldi.Vazgeçtim kahrından başka ne vardı sanki verdiğin.Acılardan zevk alır hele getirmiştin. Yinede görmek için seni,şeytana uyup bir bozacaktım yemnini.Vedalaşmadan gidişin aklıma geldi.Vazgeçtim açıp ellerimi yalvardım Tanrıya, Bir defacık tutmak için ellerini koklamak için saçlarını.Adaklar adayacaktım evliyalara.Umursuzluğın aklıam geldi.Vazgeçtim paylaştığımızı sandığım güzel günlerin hatrına .Suçlu benmiş gibi; AF dileyecektim gözlerine bakıp.Hertürlü cezana razı olacaktım.Boynumu büküp , bi daha gelecektim kapına. Başkasını sevdiğin aklıma geldi VAZGEÇTİMM SENİ SEVMEKTEN :)



 aşk



Bekle Sevgilim!!

Rüzgar olur her yerde esmez
Gurbetteyim diye kendini üzme
Gönül dinlemez deyip bana kızma,
Bekle sevgilim SANA DÖNECEĞİM

Su olup heryerde çoğalma
Sevdiğin gurbette diye sakın ağlama
Dönmez deyip sakın benden vazgeçme
Bekle Sevgilim MUTLAKA DÖNECEĞİM

Gözden uzakta kıymet bilinmez
Mektup gelmeyince cevap verilmez
Güzel Gözlüm sensiz hayat çekilmez
Bekle Birtanem DÖNECEĞİM

 aşk



GÜL BAHÇELERİ


Gündüzüm dert gecem aile,
Ben yanmışım aşk ile
Abdal olup düştüm dile
Resulullah'ın aşkıyla

Daldım gül bahçelerine
Hayran oldum güllerine
D üştüm hicaz çöllerine
Ben can VOLKAN'ın aşkıyla

Medine yoluna çıktım
Gül bahçelerine baktım
Divane Gönlümü yaktım
Resullullah'ın aşkıyla


 aşk

 aşk

 aşk

 aşk

 aşk


ŞİİRLER

Yaşamın kaynağı sevgiyse eğer, Sevgi mutluluk, mutluluk paylaşmak, Paylaşmak dostluk, dostluk hatırlanmak, Hatırlanmak unutulmamaksa eğer, demekki sevilmişiz.

Gül bahçesinde geçse de ömrüm , Senin üstüne gül koklamam gülüm! Seni koklamak olsa da ölüm , İnan uğrunda ölmeye değersin gülüm

Gördüğüm en güzel rüya senin olduğun, Duyduğum en derin sevgisenin eserin, Gördüğüm en güzel dünya senin gözlerin, Ve kurduğum en güzel hayal sensin.

Mehtap sularda gümüşten bir iz bırakırken, Gökte yıldızlar parlıyordu. Yalnız kaldığım günler ve geceler, Kalbim her yerde seni arıyordu.

Sen yollara yürürsen , çiçekler de yürür, şaşarım gülüşünün ardından güneş doğmazsa, Bir çocuk kapıları kırıp kırlara koşmazsa, Sen ufuk çizgisinin düşüncesiyle özgür, Gülüşü ışık olupta yüzüme akan düş, Sen uzak kıyıların adamı, Sen benim yüreğimde açan gülsün..

Sevgilim yalan söylersem sana, kopsun ve mahrum kalsın dilim Sana " SENİ SEVİYORUM" deme bahtiyarlığından sevgilim, Yalan yazarsam sana kurusun ve mahkum kalsın elim ,okşayabilmek saadetinden seni Sevgilim yalan söylerse sana gözlerim iki damla gözyaşı gibi avuçlarıma aksınlar Ve göremesinler seni birdaha.




 


AYRILIK

Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın? Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren? Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren. Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline? Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam? Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam? Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam. Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam. Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? Hiç sanmam! ... Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! . Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? Olur mu be! . olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi? Buruşturup bir kenara atılır mı? VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı? Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze eze! ..... Hangi anası tipli parlak çömeze, Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı? Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni? Ve! .. Hangi su bağışlatır? Hangi musalla temizler seni? Bu Nasıl Ayrılık? ...

 aşk



BİR KUM TANESİ GİBİYİM


Bir kum tanesi gibiyim; Soğuk bir yel eserde savurur beni oradan oraya, Kıpır kıpır yüreğimle, Seni düşünüyorum bu yalnızlık gecesinde, Gözyaşları mı saldım yanaklarıma, Nedensiz küsüyor,sebepsiz affediyorum kendimi aslında, Yıllar yılı ardına sığındığım kalbim, Şefkate kanmış zavallı biriyim,hayal kırıklığında yüzen aptal gibiyim, Aşkın karşında… Hatıralarımla dünlerimi suçladım, Bu günlerimi hep haklı çıkardım, Adaletsiz düşlere daldım ve zaaflarımı ele verdim aldattım kendimi, Gururumu hançerleyen bitkin hitabımla anlatamam seni, Ben beni bensiz yaşıyorum ruhumda sığınak ararken, Farkında mıyım? son günlerde acizliğimle insanlar beni suçlarken, Ağlamaktan gözlerim bana küserken;ben hep susmuşum,anlatamamışım, Bir romanın tozlu sayfalarında sakladığım seni, Bir kum tanesi gibiyim şimdi… Engelleyici tepkilerdeyim, Sırların gizli kalmış çürük sevgileriyle gerçeklerindeyim, Gürültüye maruz kalmayı özledim, Sessizliğin sınırlarında, Hasretin en düşük tansiyonunda, Vasat saçlarımın dökülen her telinde aşkım, Parmaklarımla adını yazdım menfaatlerin karşında, Özetlerin yarattığı hayretlerin yanındayım, Hasta bestelerimin afetinde eyle dilde huzur, Rızasını aldım kalbimin benle yolu uzun, Nefsimi mutlak hükmünden çaldım mutluyum, Aşkım bana kızma ben seni severken deliydim ve suskundum, Şimdi bir kum tanesi gibiyim durgunum…

 aşk



YÜREĞİN KIYISI

yüreğinin kıyısında boş bir kayığım oysa... dedi adam kadın düşündü yüreğimin kıyısında boş bir ... evet boştu ve sadece kıyısındaydı ne kadın doldurabildi kayığı, ne adam kadını içine aldı. ne yüzebildi kayık ne koparabildi urganını. kıyıda bağlı, salınıp durdu. ne bildiler,ne hissettiler. ve yüzemeyen kayık yabancılaştı inkaretti,unuttu. adam öfkeliydi kadın tek ve uzak tahammülsüzdü adam bağıran yüreğiydi kelimeleri bıçkın delikanlı,gözükara. saplandı kadının canına sevgisine ne olmuştu bilemedi. kadın gördü ki çürütmüştü kayığını o güzelim rengarenk kayığını, tekbaşınalık,bakımsızlık,anlamsızlık. artık biraz eksik,biraz ölü. kadının yüreğine değildi yolculuk. titrek ellerini daldırdı suya yüreği yandı,yüreği dondu. yoktu artık parmakalrı hissiz buz parçası. okyanuslara açıl dedi kadın. birgün... ve bağırdı,ağladı,sızladı kayığın çözdü ipini,izledi dalgalarla gidişini. bağlandığı yer yaralıydı.yosunluydu,lekesizdi. kadın durdu öylece,düşündü öğrenecek miydi yeniden hep yeniden sevmeyi. adam gitti önce kadın gitti önceden de önce. tuzlu su acıttıkça pişirdi pişirdikçe acıttı. şimdi bomboştu kadının denizi.

 aşk 
                                BU KADAR SEVİLİRMİ
                                                  aşk

 aşk

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra... Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağman çocuk sahibi olmayınca, “bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur” diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... “Senin için ölürüm” derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adma “Hayır, ben senin için ölürüm” diye yanıt verirdi hep... Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, “Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak....” Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, “Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma” Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten.... Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde “satılık” levhası asılı olan. “Ne dersin, bu evi alalım mı?” dedi adama. “Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı...” “Sen istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim?” diye yanıt verdi adam. “Amerika’daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık....” Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika’ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: “Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut...” Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, “Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat” diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği... Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, “Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım” diye sözünü kesti arkadaşı. “O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya....” “Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları” diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın... Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, “son bir kez kucaklamak isterim seni” diyecek oldu ama kadın, “defol” dedi nefretle... İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu. Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. “Sen, buraya ne yüzle geliyorsun” diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. “Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor.” dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: “Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika’daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldğını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi...” Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta, “Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem” diyordu... Sırayla okudu; “Seni çok sevdim”, “Seni sevmekten hiç vazgeçmedim”, “Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim.” “Fakat benim için ölmeni istemedim” “Şimdi bana söz vermeni istiyorum.” “Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?” son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı: “Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım....”

 aşk
MSN:manyaq_boyss@hotmail.com
bana mail atabilirsiniz 

bana mail atın

                                                                   BİR DOSTLA  AŞK
AŞK Fırtınalı bir hayatın ortasında birleştik. Sen, kendine yakın bulduğun insanların sana yaptığı hatalardan şikayet ediyordun., bense uzun yıllar acısını çektiğim bir aşkın yaralarını sarmaya çalışıyordum. İyi birer dosttuk, her şeyi paylaşır olmuştuk. Bu yakınlaşmamızın kısa bir sürede olmasına rağmen zamanım öyle tatlı, öyle güzle geçiyordu ki ben içimdeki kıpırdanmalardan habersizdim. Sanki rüyadaydım, gözlerimi açtığımda dostluğun yerini aşk almıştı. Kendimi tutamamıştım işte. Duygularıma hakim olamamıştım. Sen benim aşkım, bense senin dostundum artık. Sana aşık olduğumdan habersizdin. İçimdeki volkan öyle taşmıştı ki patlamak için sabırsızlanıyordu. Sonunda o gün gelip çatmıştı. Bütün duygularımı bütün hislerimi açıklamıştım ben sana. Sense bana sadece şaşkın bir ifadeyle bunların yalan ve şakadan ibaret olması için yalvarmıştın. Bende sana bunların ne şaka ne de yalan olduğunu üstüne basa basa vurgulamıştım. İçim rahatlamıştı. Çünkü bir insana ‘’ seni seviyorum ‘’ demek kolay bir iş değildi. Yürek isterdi. Ben bu işi becerememiştim ama sonucuna da katlanmak elimde değildi. Çünkü asıl olan benim için bugündü ve ben bugün sana söylemem gereken şeyleri yarına bırakmamıştım. Yarın böyle bir fırsatın elime geçeceğini düşünerek bütün her şeyi açıklamıştım. Dünya fani her an her şey olabilir bizim dünyamızda... Şimdi içim çok rahat ama bir o kadar da huzursuzum. Çünkü bunları sana anlatınca suçlu ben oldum. Şimdi o eski günleri arıyorum, hiç sebepsiz, ani ayrılışın şokunu üzerimden atamamamın sonucundandır. Ve zaman eskiden öyle güzel öyle tatlı geçerken şimdilerde, bin bir azap bin bir acıyla geçiyor. O günün üstünden çok zaman geçti. Şimdi ben senden benim olmanı değil bana biraz hak vermeni istiyorum. Bana duyduğun nefreti duygularımın üstünden çekmen için yalvarıyorum. Bana ne kadar kızsan ne kadar nefret etsen de ben seni yine de seviyorum. Duydun değil mi?

 aşk

AŞK YOKSUN,YOKSULUM
Ve en öok seni özledim ben.
Karşı komuşunun sokağa çıkacağı zaman beklemeni.
Her teyzeyi annen gibi sevmeni.
Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni.
Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu.
Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği.
Islanan sokaklarda bakıp duygulanmanı.
Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.
Seni bir kez daha görmek istedim...
hiç konuşmadan..

kısa pantolonlu siyah beyaz halini...
bir lokma boyunu...
diz çöküp yere sımsıkı...
ama çok sıkı sarılmak sana ..
göz yaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum
şimdi sana kim olduğunu söylemeden..
arkama bakmadan ağladığımı sana göstermeden
seni çok özledim ama çook özledim çocukluğum!!


 aşk 
 aşk

BİR MEKTUP
Bu mektubu sana cok uzaklardan yazıyorum birtanem. Kimbilir bu kaçıncı cesaretlenişim, kimbilir bu kaçıncı mektup... Her biri senin için yazıldı, her biri seni anlattı, ancak hiç birini de gönderecek cesareti bulamadım kendimde, ve hepsi her defasında atese atıldı. Kendine kurduğun hayatı zedelemekten korktum hep, fakat bu kez, ve belkide en son kez hasta yatağımdan sana bu satırları yazıyorum... İçimde biriken en son duygular, satırlara döktüğüm en son sözler bunlar, ve yine her mektubumdaki gibi değişen hiç bir şey yok. Yalnızca her geçen gün en son umut damlacıklarımı yitiriyor, hem yaşamaktan, hemde senden gitgide uzaklaşıyorum. Biliyorsun, sen yokken yaşamıyordum zaten, ama "yaşamak" demekle, "seni sensiz yaşamayı" kastediyorum, artık bu da olmayacak...Zaten en iyisi de bu belki, çünkü sensizliğin verdiği acıyı çekmekten yoruldum artık...Sensiz yılların verdiği dört duvar arasındaki yalnızlık, çaresizlik yaşamı çileye dönüstürüyor yavaş yavaş... Biliyormusun gözümün nuru, senden sonraki hiç bir günü günden saymadım ben... Yüzümdeki sahte tebessümlerin altında hep o giderken bıraktığın burukluğun izleri vardı, gözlerimdeyse hala tek bir damla gözyaşı saklı... Ya içim? İçim hala alev alev yanıyor, taze değil, epeski bir yangın bu, ama hala o an ki gibi büyük. Hiç kimse, hiç bir şey söndüremedi bu yangını... Kalbimdeki yerin ise hiç dolmadı inanırmısın? Hayalin gözümün önünden hiç kaybolmadı, ne yana baktıysam hep seni gördüm. Hep seninle kapadım gözlerimi, hep seninle açtım....Yoktun, ama aslında her yerde sen vardın. Satırlarımda, sigaramın dumanında, karışımda, aklımda, içimde, her bir yanda, her tarafta sen vardın adeta. Hiç yalnız değildim ki ben aslında... Senden kalan acı tatlı hatırlarla yetindim ben, hiç bir zaman geri dönesin diye nefsime uymadım. Eğer mutlu edecektiyse seni bir başka insanla bir başka şehirde yaşamak, gitmeliydin... Geri dönmemeliydin, olduğun yerde kalmalıydın, alışmalıydım bu sürprize... Kendime yeni bir hayat kurmalı, unutmalıydım seni...ama olmadı. Ne seni unutabildim, ne de yeni bir hayat kurabildim kendime. Hala bıraktığın gibiyim, yıllar beni değiştiremedi. Beceremedim birtürlü bir vefasız olmayı... Bu şehir de senden sonra bütün güzelliğini yitirdi biliyormusun? Ne denizdeki o eski mavilik, ne yıldızlardaki parıltı, ne güneşteki aydınlık, ne de aydaki gizem kaldı. Hepsini aldın götürdün sanki! Ya da , ya da ben hiç birini göremez oldum... Ne bir beklentim kaldı, ne bir ümidim, ne bir sevinç, ne de anlamı hayatın. İçimde sadece, ama sadece SEN kaldın...gerisi hep boş, hep yalan. Nasılda bukadar yüceltmişim seni ufacık yüreğimde, hiçbir yere sığdıramamışım...Hayalini her gece yorgun rüyalara taşıdım, gün ışığı bir kez olsun silemedi ismini...Diyorum ya, dolu dolu, hep seninle yaşadım senden sonraki yılları... Keşke gelişinle zuhur etmeseydin beni, sevdirmeseydin keşke kendini böylesine, ya da keşke ben bir kalpsizin teki olsaydım da sevmeseydim seni...Belki böyle bedbaht olmazdım. Yinede bu keşkelere rağmen seni bana verdigi icin Allah'a şükrediyorum...Çünkü bütün bu acılara, bütün bu çektiklerime rağmen şuana kadar ayakta kalmamı sağladı. Sabretmesini, şükretmesini, isyan etmemesini, sevmesini, insanın içinde bir sevgi olduktan sonra, yalnız da yaşayabileceğini öğretti. Ve en önemlisi; bana SEN'i sevdirdi...Yanımda olmasanda, sevgimin karşılığını göremediysemde, çıkarsızca sevmesini öğretti... Suan inanırmısın, ne yazdığımı bile bilmiyorum. Hepsi yüreğimden dökülen son sözler. Ve bu kez bu mektubu sana göndermeye söz verdim kendi kendime. Yıllardır söyleyemediklerimi artık söyledim sonunda, ve bu kez bu mektubu ateşe atmayacağım...Allah izin verirde tamamlayabilirsem. Nefes almamda gitgide güçleşiyor, öyle yoruldum ki birtanem, şu an tek dileğim bu mektubu tamamlayabilmek. Ne kadar sevildiğini bilmeni istiyorum çünkü. Ama karşılığında hiç bir şey beklemiyorum senden, sadece, ama sadece hatırlanmak, hepsi bu. Sana getirdiğin güzellikler için teşekkür ediyor, götürdüklerini ise saymıyorum ela gözlüm...İnanki sana kırgın değilim, hala şükrediyorum seninle gelen her seye, çünkü SENSİZLİK bana öğrenmem gereken çok şey öğretti... Birtanem, bana bir söz vermeni istiyorum, bu senden ilk ve son isteğim. Çok görme olurmu? Bu satırları okurken bırak ağlamayı, gözlerinin dolmasını bile istemiyorum, buna asla izin verme. Kurduğun yuvaya yansıtma içinden geçenleri, sanki bir hikayeymiş gibi okuyup unut bunlari...Mutluluğunuzu bozmaya asla razı olamam. Sana şimdiye kadar etmediğim gibi bundan sonra da sitem etmeyeceğim tutkum, dualarım hep seninle... Sevdiğin insana eşi bulunmaz bir mutluluk verdin, bundan güzel ne olabilir ki? Gurur duyuyorum seninle birtanem, ailene mutluluk sunmaya devam et olurmu? Sana yakışanı yap daima, içindeki güzelliği etrafına yansıt... Bu mektubu aldığında ben belki hayatta olmayacağım. Senden isteğim mezarıma gelip bir gül bırakıp gitmen değil, beni arasıra da olsa hatırlaman, unutmaman, benim için dua etmendir... İşte bana ancak o zaman daha önce hiç tatmadığım güzellikleri vermiş olursun... Beni hatırladığını uzaklarda olsamda hissedecek, rahat uyuyacağım... Allah katında ne kadar mutluluk, ne kadar güzellik varsa, hepsi senin olsun, çünkü sen her şeye fazlasıyla layıksın... Yüzün daima gerçekci gülsün tutkum. Dualarım hep seninle... Allah'a emanet ol NURTANESİ... Ve son bir kez daha: Seni.........." 

 aşk

 aşk

TUTTUĞUM HER DİLEKTE SEN VARSIN
Sensiz bir gecenin daha geçmesine dayanabilirmiyim bilmiyorum...
birine aşık olmak neden bu kadar zor sen yanımda olmadığın halde...
benim değilsin ve belkide hiçbir zaman benim olmayacaksın...
sensizlik bir ok gibi saplanıyor o sensiz geçen gecelerde...
tam vazgeçtim diyorum ama her seferinde sen çıkıyorsun karşıma...
bazen kalbimden çıkarıp atmak geliyor içimden sensizliği..
yapamıyorum;elim elim yetişmiyor...
kimi zamansa uzanıp tutuvermek istiyorum,
sıcaklığını hiç hissetmeden o ellerinee...
uzanamıyorum belki bir soluk kadar yakınsın bana;
ama biliyorum ki varlığın bir o kadar uzak beynim unutup başka limanlara demir atmak istesede;

kalbim bekle diyor..gidemiyorum...
bazen unutmalıyım diye yazmak istiyorun kağıda;
benliğime öyle bir kızmışımki seni; silmek istiyorum ama...
silemiyorum..
gözyaşlarımın içinde sakladığım sevdiğim!!!
kaybetmek istemiyorum seni ama...tutamıyorum..ağlıyorum...
ne yazık;attığım her adımda,tuttuğum her dilekte sen varsı.....
bırak deselerde gerçekleşmeyecek hayalleri...
ben sende kaldım..unutamıyorum...
bırakamıyorum seni...>>


 aşk



VE SONRA YİNE
Biliyorum sensizlik üzecek beni..Yine tüketecek sabrımı,direnişimi kıracak....İsyanlara sürükleyecek suskun dilimi..Biliyorum ellerin dokunmayacak yüreğimin sızısına...Gecelere sığmayan satırlar dokuyacak mavi kapaklı deftrime,tek sırdaşım kurşun kalemim.. Ama yine de senin Sevgin Geri döndürecek beni ötenazi terminallerinde başlanılan yolculuklardan...Bin bir umutla tekrar sebi bekleyecek içimdeki sessiz acı.Belki görünüp kaybolcaksın duvarlar ardından belki de hiç gelmeyeceksin seni beklediğimi bile bile.... .....

VE SONRA YİNE.....

Biliyorum beklemek yoracak beni...Umutsuzlujk kaplayacak fikrimi..Yokluğun yolları karartacak..Gözlerim kızarmış ve yanıyor olacak sabah uyandığımda.. Ama yine sana adanacak uykularım,uykusuzluklarım...Yaşamak ağrısı hafifleyecek belki bir sözünle, bir gülüşünle...Belki pencereme dolunay vuracak gecenin ortasında, gönlümdeki boşluğu seninle dolduracak.. Belki de ertesi gece başka bir odayı aydınlatacak gözlerinn... .....

VE SONRA YİNE.....

Biliyorum bu belirsiz bekleyiş incitecek sevmelerden kaçarken sana vurulan kalbimi..İkimize dair gerçekleşmeyeceğini bildiğim hayallere sarılıp uyumaya çalışacağım ben..Gelmeyeceğini bilmek kan ağlatcak yüreğimi.Ama yine de günlerce gözüm takılacak telefona,gelen her aramayı senden sanacak altıncı,yedinci,sekizinci....Onuncu....on altıncı..elli altıncı ve hatta 106.hissim..Belki hepsi boşa çıkacak ve sonra vakti gelecek Platonculuk oynamaktan vazgeçmenin..Vakti gelecek; bir kış günü tenime düşen, bu kızıl güneş yanığı efsaneden gitmenin... Gitmek gerekecek..Yine kaçmak gerekecek içinde"aşk"geçen her cümleden...Hatta bazen kendimden uzaklaşmak gerekecek...Yoksa hep üzecek sevmeler,gözlerimdeki masum gün batımlarını. .......

VE SONRA YİNEE....

 aşk

    



 aşk 

 AŞK SEMBOLLERİ  
Aşk garip bir oyun. Ayrıca garip olan sadece aşkın kendisi değil, aynı zamanda aşkın sembolleri de oldukça farklı. Gelin aşkın sembollerine birlikte bir göz atalım...

  • Ejderha
    Ejderha özellikle çinde büyük bir önem taşıyor. Çünkü ejderha üretkenliğin bir simgesi ve bu yüzden de hiçbir kutlamada eksik olmuyor. Ayrıca bu yıl "Ejderha" yılındayız... İlgilenenlere duyurulur!

  • Gül
    Gül antik astrolojide Venüs'ün ve aşkın simgesi olarak kabul ediliyordu. Gerçi günümüzde de anlamını hala yitirmeyen gülün yeri her zaman ayrı olacak.

  • Yumurta
    Yumurta Yahudilerde, Hıristiyanlarda ve aynı zamanda filozoflar için üretkenlik anlamını taşıyordu.

  • Elma
    Havva'nın Adem'i baştan çıkartması elmaya bağlanıyor. Herhalde o gün bugündür de elmanın erkekleri baştan çıkarmak için kullanılan bir meyve olarak kabul edilmesi gayet doğal.

  • Timsah
    Gambia'da bir söylentiye göre nehirde beyaz bir timsah görürseniz, çok çocuğunuz olurmuş. Nehirde beyaz timsah gören oldu mu bilinmez ama, ülkemizin beyaz timsah görmeye hiç mi hiç ihtiyacı yok.

  • Nişan yüzükleri
    Hayatını birlikte geçirmeye karar veren çiftlerin ve sonsuz sevginin simgesi olan nişan yüzükleri çok eskilere dayanıyor. Güncelliğini de hala yitirmedi.

  • Ay
    Gece tanrıçası Sirona'nın simgesi olan ay, aynı zamanda üretkenliğin de bir simgesi.

  • Yılan
    Yılan birçok kültürde görüntüsü ve hareketliliğinden ötürü cinsellikle karşılaştırılıyor.

  • Salatalık
    Freud için dik duran herşey erkeklerin cinsel organını simgeliyor, özellikle rüyalarda. Ayrıca daha antik çağda bile dik duran nesneler tanrıların cinsel organını simgeliyordu.

  • Dudaklar
    Kırmızı dudaklar her zaman kadınların cinselliğe hazır olduklarını ve birşeyleri arzulamaya başladıklarını gösteren bir simge olmuştur.

  • Kurbağ
    Eskiden kurbağ gören kişinin ikizleri olacağı düşünülürmüş. Ayrıca kadınların kurbağ gördüklerini söylemeleri cinsel ilişkiye girmek istediklerini belirtirmiş.

  •  

    Yanağına konan kar tanesi eriyip dudaklarına indiğinde,
    Hissettiğin o damla serinliği benimle paylaşmak istersen,
    Yönünü rüzgara doğru dön ben o rüzgardayım...


     aşk
     aşk

    Seni unutmak zor anlatmaksa imkansız,
    Sen unutuldukça hatırlanan,
    Anlattıkça bitmeyensin meleğim...

     aşk 

                              aşk               

    Seni uzaktan sevmeyi,bana bakmadan görmeyi,
    Seni duymadan dinlemeyi,gözyaşlarımla gülmeyi,
    Ve kavuşmak için sabretmeyi,
    Her şeyi öğrendim ama sensiz olmayı asla...
     

     aşk
     aşk

    Bir çiçeğin açmak için sebepleri bulunduğu gibi,
    Yaşama dair sebepler için yaşıyorum...
    Eğer bir gün gelir de yaşamak için bir sebep bulamazsam;
    Ölmek için bir sebep bulmuşum demektir.


     aşk

     aşk

    Seni yüreğimden atabilsem atamıyorum,
    Seni gözlerimden silebilsem silemiyorum
    Sensizlik acısını çekemiyorum,
    Dönersen diye koştum camlara ama yoksun yine yok.


     aşk

     aşk



    Her sabah uyanıp güneşe verdiğinde,
    Gücünü alamazsın sıcak sevgilerden,
    Unutma sakın bir sevgi bin sevgi doğurur ve
    O sevgilerden yepyeni bir dünya kurulur..

     aşk

     aşk

    Gördüğüm en güzel rüya senin olduğun,
    Duyduğum en derin sevgi senin eserin,
    Gördüğüm en güzel dünya senin gözlerin,
    Ve kurduğum en güzel hayal sensin.

     aşk

     aşk

    Seni seviyorum diyebiliyosan
    Bir sende bütün insanlığı
    Br anlamda bütün canlı olan herşeyi
    Ve yine sende kendimi seviyorum demektir.
     aşk

     aşk

    Mehtap sularla gümüşten bir iz bırakırken,
    Gökte yıldızlar parlıyordu.
    Yalnız kaldığım günler ve geceler,
    Kalbim her yerde seni arıyordu

     aşk

     aşk

    Seni Seviyorum kelimesini sana benden başka kimse söylemesin,
    Yalnız bana sakla dudaklarını seni benden başka kimse öpmesin,
    Ne olurdu her seven sevilse sanki,bu dünya da aşktan en güzel ne varki,
    Gel kollarıma öyle sarıl ki kimsenin çözmeye gücü yetmesin

     aşk

     aşk

    Gözlerimdeki pırıltıyı farkettiğin zaman,
    Üşenme ssarıl boynuma anlamışımdır mutlaka sevdiğini,
    Zaten belii olur gözlerimden hemen,
    Alışık değiller öyle parlamaya!

     aşk

     aşk

    Gecenin en karanlık ve en derin anında,
    Kızıl bir ay karşımda karanlığa yükseliyor,
    Ve bir yıldız bana göz kırpıyor.
    EMİNİMKİ SENSİN!!


     aşk

     aşk

    A ışığndadır sevgiliye duyulan hasret,
    Ve sevgiline hasret kaldığın kadar yakınsın.
    Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
    Güneşin seni ıslattığı kadar sıcak

     aşk

     aşk


    SİTEMDEKİ TÜM GÜZEL SÖZLERİ SEVDİKLERİME ARMAĞANA EDİYORUM.
    özellikle:AŞKIMA



     

     aşk

                                                                                    


    Sevdiğiniz Uğruna Neler Yapabilirsiniz...

    Genç bir çocuk sevgilisini motorunun arkasına almış hızla yolalıyordu..

    Birden genç kız :
    Sevgilim çok hızlı gidiyorsun biraz yavaşla.. die seslendi...
    Ama cevap alamadı genç çocuktan..
    Bir daha aynısını tekrarladı... Bu sefer cevap gelmişti..

     

    -Bi şartla yavaşlarım.. Önce beni sevdiğini söliceksin..
    Sonra da başımdaki kaskı çıkarıp kendi başına takıcaksın..
    Kız çocuğun dediklerini yapmıştı...

     

    Ertesi gün gazetelerde bir başlık :
    Ölüm Ayırdı ...

     

    Haberin içeriği şöyleydi:
    Aşırı hız yüzünden kontrolden çıkan motorun sahibi hayatını kaybederken
    arkasında oturan kızarkadaşı kazayı hafif sıyrıklarla atlattı...

    Ama gerçek öyle değildi...

    Genç çocuk motorun frenlerinin boşaldığını anlamıştı..
    Ama kızarkadaşına hiçbirşey belli etmemşti..
    Son kez kendisini sevdiğini duymak istemişti ve sevdiğinin hayatı
    uğruna kendi hayatını feda etmişti...

                                                                    İŞTE GERCEK AŞKIN  ANLAMI BUYDU...!

    Image Hosted by ImageShack.us

    DAHA DÜN YANIMDA KOLLARIMDAYDIN
    BOYNUMA SARILIR ÖPER KOKLARDIN
    SEVİYORUM DERKEN HEP ÖZLÜYORKEN
    ŞİMDİ NEDEN BANA YABANCISIN SEN

    SENİ UNUTMAYA ÖMRÜM YETERMİ
    DÖN DESEM TERSİNE DÜNYA DÖNERMİ
    GURURUM AŞKIMA ÖYLE DÜŞMANKİ
    GERİ DÖN BENİ SEV GEL DİYEMEMKİ

    BENİM KADERİMDE AYRILIKLAR VAR
    KİME BAĞLANDIYSAM AYRILDI YOLLAR
    SEVMEDİM KİMSEYİ BEN HİÇ BU KADAR
    BENDEN AYRILMAYA YEMİNİN Mİ VAR?

     aşk

       
     

    SEVGİ KUŞAĞI

    Gece oksuz gibi düşer gözlerime

    Bilinçsiz ağlar gökyüzünde yıldızlar

    Yıkılan bir dağın eteğinde üşümüş

    Martının kanadında

    Nefesimin bir köşesinde hep sıkıştırmıştım sevgini

    Ben seni hep düşlerime ortak ettim

     

    Bir yalnızlıkla savaşır gözlerimdeki paçavralar

    Yağmurları bayat görünsede

    Hep taze yazar içindeki mısralar

    İçinde sakladığın çocuğun elindeki şeker erimiş

    Bakışlaırndaki romanlar yıllara şarap gibi direnir

    Anılar elindeki bir kaç gülümseyen gözyaşlarıyla sulasın


    BELKİDE TAPTAZE BİR FİDAN GİBİ AÇAR
    yENİ SEVGİ KUŞAĞI YARINLARA



     

        

    Image hosting by TinyPic                                                                                              Image hosting by TinyPic

    AĞLAMAZSAM
    Bir sabah hıçkırıkla uyansan
    Pencerelere koşup güneşi arasan
    Umudun kenarını kemire kemire
    Akşamı alsan odana
    Beni ne kadar seversin kim bilir...
    Sonbahar olsan, bütün kış sana ısınsam
    Yağmur düştüğünde pencereme
    Geldiğini anlayıp koşa koşa
    Kısa kollu yüreğimle yollara koşsam
    Döktüğün yaprakların kuruluğuna aldırmadan
    Avuçlarıma alıp yüzüme sürsem
    Gözyaşlarımla yaprakların ıslansa
    Bu sonbahar gelsen
    Gelsen de artık ağlamasam...

     aşk


    BEN SANA MECBRUM
    Ben sana mecburum bilemezsin
    Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
    Büyüdükçe büyüyor gözlerin
    Ben sana mecburum bilemezsin
    İçimi seninle ısıtıyorum

    Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
    Bu şehir o eski İstanbul mudur?
    Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
    Sokak lambaları birden yanıyor
    Kaldırımlarda yağmur kokusu
    Ben sana mecburum sen yoksun

    Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
    İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
    Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
    Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
    Birkaç hayat çıkarır yaşamasından



     aşk




    ASK NEDIR??

     
    ...Aşk eski bir hikayedir ama her zaman yepyeni...Ve aşk, öyle engin bir deryadır ki, ne kenarı
    vardır, ne de ucu bucağı...
    Sana desem ki;
    ‘Aşk kalbin
    göklere yükseldiği altın merdivendir.‘ Bilmem yeterli olurmu?
    Aşkın ilk soluğu, mantığında son soluğudur. Bitmeyen bir şarkıdır aşk...Dudaklarda türkü, ruhu açan baharın gelişi gibi...Nasıl, nereden gelir bilinmez, öyle sessiz ve güçlü...
    İnsan kalbindeki gerçek aşk dört nala giden bir attır. Ne dizgin anlar,
    ne ses dinler...
    Aşk insanı kılıçsız zapteder ve ipsiz bağlar.
    Aşkı anlatmak, suya mektup yazmaktan farksızdır.
    Aşk işte, AŞK...



     

    ««-------คşк-------»»

     aşk

     

     aşk



    AŞKIN TÜRLERİ 

  • İlk Aşk
    Ne yaparsaniz yapin, ilk askinizi unutmaniz mümkün degildir. Yillar sonra dönüp, "ben ona nasil asik olmustum acaba" diye pismanlikla karisik garip bir duygu da yasayabilirsiniz, olsun. O, size ilk aski tattirmis, en önemli yasam tecrübelerinizden birini yasatmistir. Aranizda geçenler aci bile olsa, dönüp minnetle anacaginiz biri hep var olacak. Daha ne olsun?


  • Yıldırım Aşk
    Var mi yok mu tartismasinin içinde degiliz. Diyelim ki var. Demek ki bazilarinin duygulari yagmur olup yagabiliyormus. Yildirim askla baslayip yillar süren beraberlikler de var üstelik. Barda oturan kadini/erkegi görüp "bu aksam nasil yataga atarim?" diye düsünenlerden bahsetmiyoruz elbette. Sözünü ettigimiz gerçek yildirim ask. Tek dikkat edilmesi gereken, sürekli yildirim aska tutulanlarin genellikle kendi yarattiklari illüzyonun pesinden kosmalari, gerçekle karsilastiklarinda da yeni bir illüzyon yaratmalaridir.

  • Olanaksız Aşk
    Bazen yolda yürürken rastlariz, bazen en yakinimizda bulunabilirler. "Bu ikisi bir araya nasil gelmis?" diye düsünürüz. Kendi basimiza geldigi de olmustur, pedini saga sola birakan bir kadin ya da televizyondaki futbol maçini seyrederken daha önce hiç duymadiginiz küfürler eden bir adam. Aman Allahim?" dersiniz. Ama olmustur bir kere. Her askin olanaksiz bir tarafi vardir gerçi, çogunlukla bunlari görmemeyi yegleriz. Ama bu olanaksiz taraflar bazen o kadar agir basar ki, askin hem kaynagi, hem iddiasi, hem motorize gücü, hem de terminatörü olurlar.

  • Yasak Aşk
    Men edilmis, engellenmis ve çogu zaman da yasadisidir. Ama asigin gözü görmez ki... Belki de aski ask yapan bu "illegal" tarafidir. Kimbilir?

  • Platonik Aşk
    Onu görmek bile sizi heyecanlandirirken, o sizin yaninizdan, geçip gider. Siz heyecandan sapir sapir titrerken, o isiyle mesgul olur. O sizin için hayatinizdaki en önemli kisiyken, siz onun için siradan birisinizdir. Hem asik hem de salak hissedersiniz kendinizi... Davranislarindan, konusmalarindan isaretler alip, umutlanir, bozulur, küsersiniz. Insanin bir kereligine bu duruma düsmesi, tecrübesizlikle yorumlanip, bagislanabilir. Ancak, bir kereden fazla basiniza geldiyse, oturup kendi hakkinizda düsünmenizde yarar var.



     aşk

  •   aşk

      SEVGİLİLER GÜNÜ'nünTARİHÇESİ
    Sevgiler Günü nün başlangıç tarihi eski Roma İmparatorluğu zamanına uzanıyor. Eski Roma da 14 Şubat günü bütün Roma halkı için önemli bir gündü. Çünkü bu günde Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. Juno ayrıca Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da biliniyordu. Bu günü takip eden 15 Şubat gününde ise Lupercalia Bayramı başlıyordu.

    Bu bayram halkın genç nüfusu için büyük önem taşıyordu. Bunun nedeni ise yaşantıları kesin kurallar ile sınırlandırılmış, bunun doğal sonucu olarak bir birliktelik yaşama şansı olmayan bu gençler sadece bu bayram süresince bile olsa birbirlerinin partneri oluyorlardı. Hangi genç bayanın hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı eski bir gelenek olan ve Lupercalia Bayramı nın arife günü yapılan bir çekiliş ile belli oluyordu. Romalı genç kızlar isimlerini küçük kağıt parçalarının üzerine yazıp bir kavanoza koyuyorlardı. Genç Romalı erkkeler ise kavanozdan bu kağıtları çekerek üzerinde hangi kızın ismi yazıyorsa o kızla bayram eğlenceleri boyunca beraber oluyorlardı. Bu birliktelikler birbirine aşık olan çiftler için bayram süresinin dışına taşıp genellikle evlilikle sonlanıyordu.

    İmparator 2. Claudius, Roma yı kendi katı kuralları ile zalimce yöneten bir hükümdardı. Onun için en büyük problem ordusunda savaşacak asker bulamamaktı. Ona göre bu durumun tek sebebi Romalı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriydi. İşte bu yüzden Roma daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı. Aziz Valentine de Claudius un hükümdarlığı zamanında Roma da yaşayan bir papazdı. Kendisi gibi papaz olan Aziz Marius ile birlikte Claudius un yasağına rağmen gizlice çiftleri evlendirmeye devam etti. Ancak imparator bu durumu bir süre sonra öğrendi. Aziz Valentine insanları evlendirmeye devam ettiği için tutuklandı ve yaptıklarının cezası olarak sopa ile dövülerek öldürüldü. Milattan sonra 270 yılının 14 Şubatı Hristiyan şehitliğine gömüldü.

    Aynı zamanlarda Roma daki putperestler, şubat ayı içinde kutlanan Lupercalia Bayramı nı kendi putperest tanrıları için kutluyorlardı. Bayram öncesi yapılan geleneksel çekilişi ise seromoniye bağlı kalarak kendileri için uygulamaya başladılar. Hristiyan Kilisesi nin ilk kurulduğu yıllarda hizmet veren papazlar bu törenlerin, özellikle de evlenmemiş gençlerin putperestler ile birlikte anılmasından rahatsız oldukları için bir çözüm buldular. Bu gençlerin isimlerinin azizlerle birlikte anılmasını istedikleri için Lupercalia Bayramı nın başladığı günü Aziz Valentine Günü olarak kutlamaya başladılar. O gün bugündür her yılın 14 Şubat I Sevgililer Günü olarak kutlanmaya devam ediyor ve yeryüzünde kadın ve erkek beraber olduğu sürece de kutlanmaya devam edecek gibi.

    SAINT VALENTINE VE SEVGİLİLER GÜNÜ

    Milattan sonra ilk yüzyıllardan beri her yıl şubat ayının ondördünde kutlanan Sevgililer Günü nün başlangıcı ile ilgili o günden günümüze kadar gelmiş çeşitli efsane ve hikayeler var. Bazı kaynaklara göre bu özel günün kutlanma sebebi Hristiyanlığı seçtiği ve bu inancından vazgeçmediği için öldürülen Romalı Aziz Valentine. 14 Şubat 270 yılında ölen Valentine nin ölüm günü o günden sonra Sevgililer Günü olarak kutlanmaya başlanmış. Efsanenin başka bir yönü ise Aziz Valentine nin İmparator Claudius hükümdarlığı ile aynı dönemde bir tapınakta papaz olarak hizmet vermesi ile ilgili. Claudius Valentine i emirlerine uymadığı ve kendisine başkaldırdığı için tutuklatıp öldürdü. Bu olaydan 226 yıl sonra 496 da Papa Gelasius Aziz Valentine i onurlandırmak için Şubat 14 ü Aziz Valentine Günü olarak belirlemiştir.

    Yıllar geçtikçe yavaş yavaş Şubat 14 sevgililerin, aşıkların birbirlerine aşk mesajları yolladığı bir gün haline geldi. Bununla pararel olarak Aziz Valentine de bütün sevenlerin koruyucu azizi haline gelip böyle anılmaya başlandı. Sevgililer Günü, 1800 yıllardan sonra Amerika da Esther Howland ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana günümüzde daha çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olay haline geldi. Bunun doğal sonucu olarak olayın ticari yönü çok gelişti. Neredeyse herkes her yıl 14 Şubat ta sevgililerine veya eşlerine bu günün ruhu ile bütünleşen, karşı tarafa sevgilerini anlatan hediyeler veriyor. Bu hediyelerin başında ise sade ama bir o kadar anlamlı çiçekler geliyor. Sevginizi alacağanız çikolata veya yollayacağınız bir kart ile de anlatmanız mümkün. Kısacası bu özel günde yanınızda gerçekten sevdiğiniz birisinin olması ve sevginizin karşılığının olduğunu bilmek herhalde hepsinden çok ama çok daha önemli.

                                                                                                                      

    Image hosting by TinyPic                                                                                              Image hosting by TinyPic
    Seni Seviyorum

    Ne güzel sey seni seviyorum demek
    Sevdigini söyleyebilmek ne güzel...
    Her baharda, gece gündüz, her saniye
    SENi SEViYORUM
    SENi SEViYORUM
    SEViYORUM SENi
    Diyebilmek ne güzel..

    Çünküsü yok, nedeni yok sevmenin
    Zaman hiç yok,
    Dakikalar zaman üstü...
    Utangaç bir gecenin kucaginda
    Yamurlar vuruyor pencereme,
    Askini vuruyor kalbimin kiyilarina
    Gecenin bu çildirtan yalnizliginda
    Askin ayak seslerini duyuyorum yüregimde
    Ve hasretini içimde,
    SENi SEViYORUM

    Sesini duymak istiyorum uyumadan önce
    Sabahlara kadar konusmak,
    Hiç kapatmamak telefonu...
    Ayni düslere uyumak sonra
    Ve uyanmak ayni günese
    SEN iSEViYORUM

    Daha bir güzellestim son günlerde
    Gözlerimin içi parliyor
    Kabina sigdramiyorum aski.
    Gülmek geliyor içimden
    Sokaklarda kosar adim yürümek
    Tanidik, tanimadik herkese selam vermek,
    Merhaba ülkemin güzel insanlari,
    Hepinize, hepinize merhaba
    sizi  de SEViYORUM

    Yamuru, denizi, kokusunu topragimin
    Gök mavisinde güvercinleri, martilar,
    Dag eteklerinde gelincikleri seviyorum ates kirmizisi
    Bindallilariyla köy kizlarini,
    Ve elleri hamur kokan analar
    Hepsini sende seviyorum
    SENi SEViYORUM

    Senin sevdigin gibi topluyorum saçlarimi,
    Siyah kazagim daha çok yakistiriyorum kendime
    Ve daha çok seviyorum limonlu çayi
    Senin sevdigin her seyi seviyorum
    Türkülerini memleketini,
    feneri, kara kartal senin için,
    Davamiz ve siiri sende seviyorum.
    SENi SEViYORUM

    iyi ki dogdun iyi ki varsin.
    Dogum günün kutlu olsun
    SENi ÇOK SEViYORUM
    SENi ÇOK SEViYORUM
    Yasamaksa seni sevmek,
    Ben hiç ölmedim...
    SENi SEViYORUM!

    ««--мιzαн νє єğℓєη¢є--»»

               уαѕαℓ υуαяı:вυ вöℓüм тєявιуєѕιz ѕözℓєя ιçєямєктє∂ιя.
                        
     ANAM BABAM

    Yüzbaşının çok sevdiği ve güvendiği Onbaşı Mehmet`in cezalandırdığı er, yüzbaşının karşısında :

    -Komutanım benim bir şikayatim var.

    -Söyle.

    -Mehmet onbaşı beni döğdi.

    -Git, ben onun cezasını veririm.

    -Ama yüzbaşım; hem döğdi , hem söğdi.

    -Anladım, git cezasını veririm.

    -Anama babama laf etti.

    -Git cezasını veririz dedik ya.

    -Benim anam da yohtur, babam da yohtur.

    -Allah rahmet eylesin.Benim de öyle.Sen git anladım.

    -Ama yüzbaşım, Mehmet onbaşı benim anama da laf etti , babama da laf etti.Anam da yohtur, babam da yohtur.Anam da sensin, babam da sensin.

    Yüzbaşı :

    -Derhal koş; çağır Mehmet Onbaşı`yı buraya! dedi




     
    SOĞUK ESPİRİLER


    MÜSLÜM  BABA
    Hakan Taşıyan ilk çıktığında "arabeskin yeni peygamberi benim" diye bir açıklama yapar.

    Müslüm Gürses'e de bu açıklama hakkında ne düşündüğünü sorarlar.

    Cevap:
    -Ben öyle bir peygamber gönderdiğimi hatırlamıyorum...




    -Niye attın saati havuza?

    -Nasıl yüzdüğünü görmek için.

    -Peki, kurdun mu?

    -Hayır.

    -Enayi, hiç kurmadan yüzer mi??



    ***Adamın biri birgün kafasını ıslatmadan şampuanlamaya başlamış. Annesi de: -Olm hiç saç ıslatılmadan şampuanlalnır mı? deyince adam: ama anne bu şampuan da "kuru saçlar için" yazıyor!!!








                                    



    Hit Counter
      kişisin

                                         
    Bu sayfada   dakika   saniye misafirim oldunuz .....


    VE KOMİK VİDEOLARIMIZ

    Zayıf nokta:-->>
    tıklayınız
    Bu ne bişim surat:-->>tıklayınız
    Mehmet Ali Erbil(final):-->>tıklayınız
    Hücum borusu:-->>tıklayınız
    Gözlerini arabadan ayırma:-->>tıklayınız
    Kurufasülye korosu:-->>tıklayınız
    Romantik an:-->>tıklayınız
    İçinizdeki bomba:-->>tıklayınız
    Monalisa:-->>tıklayınız
    Düşüyoooor!!:-->>tıklayınız

    Küfürlü oldukları için az bilinen atasözlerimiz


    Atasözü : Kuru bok göte yapışmaz
    Anlamı : Bir kişiye yapmadığı kesinlikle bilinen bir suçu yüklemeye çalışmak boşunadır.

    Atasözü : Sıçılacak ağız göte yakın gelir:
    Anlamı : Kişinin ağır hakaret görmesi, kendisinin buna yol açmasından ileri gelir.

    Atasözü : Osuranın burnuna sıçmalı ki koku ala:
    Anlamı : Yaptıklarıyla çevresini rahatsız eden kişiyi daha ağır eylemlerle rahatsız etmeli ki davranışının ne denli kötü olduğunu anlasın.

    Atasözü : Osurukla boya boyanmaz:
    Anlamı : Yeterli olmayan davranışla bir iş başarılamaz.

    Atasözü : Koyunun götü bir gün açıksa keçininki her gün açık:
    Anlamı : Davranışlarını herkesin beğendiği bir kimse bir gün yanlış bir iş yapabilir. Bu her gün yanlış iş yapanınkinin yanında kınanacak bir durum sayılmaz.

    Atasözü : İt boku acından yer:
    Anlamı : Kötü, yasadışı yollarla para kazananlar, geçimini sağlamak için başka yol bulamamamışlardır.

    Atasözü : Göte yakın yerden et yememeli:
    Anlamı : Bir sakınca doğurabilecek işe girişilmemeli.

    Atasözü : Bir ağaçtan okluk da çıkar, bokluk da:
    Anlamı : Aynı aileden iyi insan da yetişir, kötü insan da.

    Atasözü : Açık göte herkes tükürür:
    Anlamı : Utanç verici, iğrendirici davranışları herkes tiksintiyle karşılar.

    Atasözü : Adam olacak çocuk bokundan belli olur:
    Anlamı : Bir kişinin yeni başladığı işte ilerleyip ilerleyemeyeceği daha ilk davranışlarından bellidir.



                                                   aşk

    «««---кσмιк ƒıкяαℓαя---»»»

        KOMİK FIKRALAR

    SIFIRDAN
     
    Bir kadınla en çok kimin birlikte olabileceği konusunda bir yarışma yapılıyormuş, dayanırsa kadın dayanamazsa yarışmacı büyük ödülü alacakmış. Nam-ı Kemal de oradaymış. Her postadan sonra da duvara çarpı atılıyormuş. Alman başlamış 1,2,3.. tıkanmış. İngiliz başlamış 3,5,7.. o da tıkanmış. Fransız 15,20.. derken o da kalmış. Bizim Nam-ı Kemal başlamış 70,80,90 derken durmak bilmiyor. Bakmış kadın iş kötü, Nam-ı Kemal'in duracağı yok, 95.yi yaparken "yok efendim bu 94." diye tutturmuş. Nam-ı Kemal, "Olur mu hanfendi 95 oldu, burada boşuna mı çarpı atıyoruz, sayıyoruz" dese de kadın dinlemiyor, "hayır bu daha 94." diyormuş. En sonunda bizimki zıvanadan çıkmış: - "Başlarım şimdi çarpına da sana da, sil hepsini sıfırdan başlıyoruz."



    TEMEL VE MAYMUNU
    Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: "Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek..." diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış : "Maymunu iyi besle!"


    TESADÜF BU YA

    Kopenhag'da bir genç doğum kliniğine girip da­nışmaya başvurdu:

    — 48 numaralı odada
    yatan genç kızla görüşmek
    istiyorum.

    Nöbetçi hemşire sordu:

    • Hay hay! Siz nesi oluyorsunuz hastanın?
    • Ben mi? Erkek kardeşi?

    Bu sırada hemşirenin yanında duran hanım hemen atıldı:

    — Öyle mi? Çok memnun oldum tanıştığımıza. Ben
    de annesiyim...

    yorumsuz köşemiz.

    resimler hakkındaki görüşlerinizi bekliyorum




     

     

     

    ѕρα¢єѕ кαя∂єşℓiği


             
    Image Hosted by ImageShack.us

     

    <a href="http://crazy-lovee1.spaces.msn.com"><img src="http://img261.imageshack.us/img261/5015/benimlogom1jk.jpg" border="0" width="549" alt="manyaq_boyss=wwolkann" /></a>


    spaces kardeşiliği



    ARKADAŞLAR SİZDE LOGO KODUNUZU VERİN SPACESİMDE YAYINLIYIM!!
    BU ARADA BENİM KODUMU DA EKLEMEYİ UNUTMAYIN HEE!!

     

    BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

    maniacazrael&ömer

    hulya&ugur;ugur

    [̲S̅][̲E̅][̲N̅][̲İ̅][̅̅®̲̅][̲S̅][̲E̅][̲V̅][̲İ̅][̲Y̅][̲O̅][̲R̅][̅U̅][̲M̅]

    (aykac&recep)

    spacespolis  araratsino&sinan

    Captain

     

    5月21日

    FORUM SİTEM AÇILMIŞTIR.

    duyuru duyuru duyuru

    YENİİ FORUM SİTEMİZ AÇILMIŞTIR.SİTEYE ÜYE OLUP YENİLİKLERDEN YARARLANABİLİR VEYA PAYLAŞABİLİRSİNİZ..

    FORUMM SİTESİNE GİTMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKE TIKLAMANIZ YETERLİ!!

    www.forummweb.gen.ms

    .

                  
     
    第 1 張 / 共 38 張

    wwolkannn

    BEN VOLKAN.EN SEVDİĞİM ŞEY KIZ ARKADAŞIMI MUTLU ETMEK.
    尚未新增任何項目。